
La Liga gol kralıydı, penaltı kullanmadan 27 gole ulaşmıştı, Avrupa Şampiyon’u İspanya’nın kadrosundaydı, yaşı makuldü ve kendine has bir gol sevinci vardı. Tüm bunlar umutlanmak için yetiyor hatta artıyordu. Kariyerini Luca Toni’ye benzetiyordum. Onun da yıldızı otuza merdiven dayadığında parlamamış mıydı? Dolayısıyla önceki sezonlardaki vasat istatistiğini pek önemsemiyordum. Kezman’dan bunalmış ruhuma ilaç olmasını bekliyordum. Kimi zaman Semih’i benden çok sevdiğini düşündüğüm babamın maç boyu söylenmelerini keser diye umuyordum. Bursa maçındaki vıttırıvızzık vuruşları ile de artık ummayı bıraktım. Bu adam ne derdime derman olur, ne de babamı susturur. Düzeldi düzelecek, sorun sistemde çift santrfor oynasa ohooo, özel yaşamında problemleri var, kıçı ağrıyor, başı ağrıyor vesaire vesairelerden bıktım ben artık! Bıktım usandım!
Ahmet Çakar gibi ‘adam değil’ filan demeyeceğim tabii ki; ama golcü değil bana göre. Değil işte! Ben artık umudu kestim Guiza’dan. Cılız vuruşlarından, gol noktalarındaki beceriksizliğinden, topla adam eksiltememesinden, hücumda top tutamamasından sıkıldım. 2010 Dünya Kupası sonrası uygun bir fiyata okutulmasını hayal ediyorum.
Madem hızımı aldım, durmayayım. Tipine de gıcığım zaten. Gol kaçırdıktan sonra ağlamaklı bakışlarına da tahammülüm yok. Bu fotoğrafta dönerci yapmışlar ama ben bu adamın tezgahından döner dahi yemem.Gölcülüğü böyleyse dönere de hindi karıştırmuştır. Zaten dönerciden ziyade midye dolmacı tipi var bu herifte.

Guiza bu bakışı genelde boş kaleye gol kaçırınca yapıyor.Bu bakışı yakaladıktan sonra önüne hangi tezgahı koyarsan o tezgahın kralı olur.Ben bir de Ferdi Tayfur'un filminde denenmesini arzu ederdim..
YanıtlaSil