Cuma, Ekim 2

Susacak Mısınız?

Bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. Şu Ceylan’ın korkunç hikâyesine bakın, Türkiye’yi göreceksiniz. Bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke. Bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan Deniz Baykal, “Kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım” diyordu.Ceylan’ı vuran roket o “açılımın” içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. Açılım denilen şey bu işte Deniz Bey. “Anne, bana makarna pişirsene” dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması. Bu kadar basit işte. O kızın ölmemesi açılım. Buna karşı mısınız? Bunun içini boş mu buluyorsunuz? Aslında bu soruları Baykal’la Bahçeli’ye Başbakan Erdoğan’ın sorması gerekiyordu. Onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor. Başbakan, o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.Gazze’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkmak kolay. Türkiye’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkın siz. Nedir bu sessizliğiniz? Kürsü kürsü dolaşıp bağıran Erdoğanlara, Baykallara, Bahçelilere ne oldu? Zor, değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak? “Dağa çıkarım” diye bağırıyordu Bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter. Bağırmak ne kolay Devlet Bey, bağırmak ne kolay. Bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular. Sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun. Bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?Susuyorlar.Ceylanın vurulması bize Türkiye’deki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte. Susan sadece onlar mı? Neredeyse bütün Türkiye susuyor. Şu medyaya bakın. Bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik Allahım. Bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa? Onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık. Bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz. Bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor? Hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?Bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...Bunlar iki grup falan değil. Bunlar tek grup. Öyle ortak bir sessizlikleri var ki...Hele o muhalif geçinenler...Ne oldu muhalefetinize?Bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz? Hükümet “iyi bir şey” yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu “sessizliğine” muhalefet etsenize.Olmuyor değil mi?Roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor. Ceylan’ın annesi, “Kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım” diyor. Hiç mi içiniz acımıyor sizin? Hiç mi vicdanınız yok? Bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?Yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, “Bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın” dese, ne diyeceksiniz? Çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz? Hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?Üç askeri karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz? Her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sessiz kalmayı size kim öğretti?“Anne bana makarna pişirsene” dedikten sonra bir kız paramparça oldu. İstediğiniz kadar susun. O ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük. Siz sustukça o bağıracak. Siz sustukça o bağıracak.Ta ki siz de bağırana kadar.

Ahmet Altan

Çarşamba, Eylül 30

Güzel Bir Post + Yazı


Aceto Balsamico harika bir post girmiş bugün. 'Rijkaard'ın A Planı' başlığını atıp döktürmüş. Blog okumayı sevenler zaten pas geçmemişlerdir acetoyu; ama ne olur, ne olmaz bende burada yer vereyim bu güzel yazıya.
Edit: Aynı konuyla ilgili güzel bir yazı da Banu Yelkovan'ın kaleminden...Merak edenler buyursunlar...

Kırmızı Nokta


Aman hocam bu ne hal! Ali Kırca'ya mı özendin? Rusya'ya gelmişim bende ekmek isterim mi deyiverdin? Şaka bir yana akşam takımının da sahada bu denli agresif olması dileğiyle...

Cuma, Eylül 25

Lanet Olsun!


Elvada Çocukluğum Yaşasın Gençliğim


Çocukluğumun efsane takımıydı Real Madrid. Buyo-Chendo-Sanchis-Camacho-Hugo Sanchez-Schuster-Gordillo-Michel-Butragueno-Santillana vs... gibi oyuncuları hala bir kalemde ezbere sayabiliyorsam, zihnimde iz bıraktıkları gerçeğini yadsımak mümkün olmadığı içindir. İşte bu takımın en uzun süre oynayan (1983-2001) ve aynı zamanda Şampiyonlar Ligi Kupası’nı Real Madrid ile kaldıran (1998 ve 2000) tek oyuncusu olan Manuel Sanchis Çarşamba günü itibari ile tarihin yapraklarındaki yerini aldı.

Artık, yaşasın yeni kral Raul Gonzalez. 1994 yılında Real Madrid A takımına yükselip-ki kendisi Atletico Madrid futbol akademisi çıkışlıdır-geçtiğimiz Çarşamba günü oynanan Villareal maçıyla Galacticos tarihinin en çok lig maçı oynayan oyuncusu kıvamına gelen bu hakiki ‘Madrilenian’, tam bir efsaneye dönüştü.

Oynadığı her ortamın ve yer aldığı tüm istatistiklerin ‘en’ i olan ve gençlik yıllarımızın kahramanlarından olan Raul Gonzalez’i saygı ile selamlıyorum. Boşuna değil bu büyük kaptanın kariyeri boyunca gemisini terk etmemesi ve bu geminin en çok kazananı olması demek ki.

Son günlerin moda tabiri ile Real Madrid’deki Di Stefano (uzun ömürler dilerim) ruhunu yaşatacak birisi varsa galiba o da Raul Gonzalez’dir.(re-enkarnasyoncu spor yazarlarına selam olsun...)

Ne diyelim Kral’ın biri ahiret için randevu verirken, yaşasın El-Kral....

Osman Çetin

Çöküş


Milan için işler saha içinde de saha dışında da iyi gitmiyor. Malumunuz, ezeli rakipleri Inter'den evlerinde 4 yediler. 5 maçta 7 puan ve eksi 3 averaj ile 11. sıradalar. Bu 11'le bu kadar işte. Hepi topu 3 gol atabildiler. Saha dışında ise darbeyi taraftarlarından yediler. Kombine satışlarında son 25 yılın dibini gördüler. Geçen sezon 41.606 kombine bilet satmışlardı, bu sezon ise 25.984'te kaldılar. Bu da %38'lik bir düşüşe tekabül ediyor. Bize de 'Hey gidi koca Milan, biran önce toparlan' temennisinde bulunmak düşüyor.

Perşembe, Eylül 24

Tekrardan Merhaba

Kendi bloguma 10 gündür erişemem sebebiyle bloga düştüğüm son 7 post güncelliğini yitirmiş durumda. Neyse sorun çözülmüş galiba. Umarım bir daha benzeri bir sıkıntı ile karşılaşmayız. Blog yazmayı da okumayı da özlemişim.