Salı, Ekim 6

Babanı Da Al Gel


Ferguson'un yanındaki öz be öz oğlu Darren. Darren Ferguson 2007 yılında menajerlik kariyerine başladığı Peterborough United'a iki sezonda iki lig atlatmayı başarmış. Şu an Championship'te mücadele veriyorlar ama işler Darren için bu sezon iyi gitmiyor. 24 takımlı ligde 11 hafta sonunda topladıkları 7 puanla 23. sıradalar. Geçtiğimiz hafta evinde Nottingham Forest'a yenilince taraftarlar hep bir ağızdan seslenmişler hocalarına: "Darren Darren, Call Your Dad" Tezahüratın türkçe meali başlıkta..

Asi Sir


Ferguson'un puan kayıplarından sonra hakemlere giydirmesi alışık olmadığımız bir şey değil. Sunderland karşısında güç bela bir puanı kurtaran Ferguson huyundan vazgeçmemiş ve maçın hakemi Alan Wiley'e vermiş veriştirmiş: " Bu hızda bir oyunu yönetmek için fit bir hakem gerekir. Alan Wiley ise fit değil. Yurtdışındaki hakemleri de görüyoruz, canavar gibiler. Bir oyuncuya kart göstermesi 30 saniye sürüyor. Dinlenmeye ihtiyacı Wiley'in."

Federasyon, Wiley dinlendir mi bilinmez ama Ferguson bu açıklamaları nedeniyle muhtemelen ceza alır.

Berbatov & Casillas

Uzun zamandır haftasonlarında hep bir şeyler çıkıyordu ve eve kapanıp bıkana kadar maç seyretmek nasip olmuyordu. Bu hafta sonu kırdım şeytanın bacağını. Fenerinden, Manchester'ına, Cimbom'undan Sevilla'sına doyasıya maç seyrettim. Uzun uzadıya maç yorumları yazmayacağım ama iki poziyonu bir yerlerden bulup izlemenizi tavsiye edeceğim.

İlki ManU - Sunderland maçında Berbatov'un fotoğrafta gördüğünüz harika volesiyle gelen gol. İkincisi ise Sevilla - Real Madrid karşılaşmasında Casillas'ın yaptığı akıl almaz kurtarış. Casillas topu çıkardıktan sonra Murat Kosova'nın 'kedi yumuş kedi' diye haykırması da kurtarış kadar hoştu doğrusu.

Lütfen İstifa


Beşiktaş taraftarlarını yönetime gösterdikleri tepki nedeniyle tebrik ediyorum. Beşiktaş yönetiminin protestoları engellemek için stada soktuğu paralı askerlere rağmen cesurca tepkilerini ortaya koydular. Basındaki bazı aklı evvelller çıkan olaylar nedeniyle bol keseden Beşiktaş taraftarına sallıyorlar. Birileri Beşiktaş Başkanı protesto edilemez sanıyor. Niye? Amerika Başkanı dahi protesto edilebiliyor, Beşiktaş Başkanı niye protesto edilemeyecekmiş? Neymiş Yıldırım Başkan büyük Beşiktaşlıymış! Rambo Okan'da sapına kadar Fenerbahçeli ama başkan olabilir mi? Galatasaray'da o zaman Abdürrahim Albayrak'ı oy birliği ile getirsin başkanlık makamına!

Beşiktaş'ın saygınlığını yıllardır ayaklar altına alan, kulüp yönetimi ile çoluk çocuğu kendine güldüren, 'Beşiktaşlılık duruşu' lafını ede ede anlamını kaybettiren, verdiği sözleri tutamayan, vizyonsuz ,beceriksiz, her yönüyle Beşiktaş'a başkan olmak için yetersiz Yıldırım Demirören, gerçekten yeter artık! Sadece Beşiktaş taraftarı değil tüm futbolseverler illallah etti sizden. Kendi taraftarınızı ayak takımına tartaklatma pahasına oturmayın artık o koltukta. Çekin gidin lütfen, daha fazla sövdürmeden.

Cuma, Ekim 2

Susacak Mısınız?

Bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. Şu Ceylan’ın korkunç hikâyesine bakın, Türkiye’yi göreceksiniz. Bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke. Bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan Deniz Baykal, “Kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım” diyordu.Ceylan’ı vuran roket o “açılımın” içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. Açılım denilen şey bu işte Deniz Bey. “Anne, bana makarna pişirsene” dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması. Bu kadar basit işte. O kızın ölmemesi açılım. Buna karşı mısınız? Bunun içini boş mu buluyorsunuz? Aslında bu soruları Baykal’la Bahçeli’ye Başbakan Erdoğan’ın sorması gerekiyordu. Onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor. Başbakan, o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.Gazze’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkmak kolay. Türkiye’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkın siz. Nedir bu sessizliğiniz? Kürsü kürsü dolaşıp bağıran Erdoğanlara, Baykallara, Bahçelilere ne oldu? Zor, değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak? “Dağa çıkarım” diye bağırıyordu Bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter. Bağırmak ne kolay Devlet Bey, bağırmak ne kolay. Bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular. Sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun. Bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?Susuyorlar.Ceylanın vurulması bize Türkiye’deki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte. Susan sadece onlar mı? Neredeyse bütün Türkiye susuyor. Şu medyaya bakın. Bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik Allahım. Bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa? Onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık. Bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz. Bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor? Hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?Bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...Bunlar iki grup falan değil. Bunlar tek grup. Öyle ortak bir sessizlikleri var ki...Hele o muhalif geçinenler...Ne oldu muhalefetinize?Bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz? Hükümet “iyi bir şey” yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu “sessizliğine” muhalefet etsenize.Olmuyor değil mi?Roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor. Ceylan’ın annesi, “Kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım” diyor. Hiç mi içiniz acımıyor sizin? Hiç mi vicdanınız yok? Bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?Yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, “Bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın” dese, ne diyeceksiniz? Çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz? Hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?Üç askeri karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz? Her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sessiz kalmayı size kim öğretti?“Anne bana makarna pişirsene” dedikten sonra bir kız paramparça oldu. İstediğiniz kadar susun. O ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük. Siz sustukça o bağıracak. Siz sustukça o bağıracak.Ta ki siz de bağırana kadar.

Ahmet Altan

Çarşamba, Eylül 30

Güzel Bir Post + Yazı


Aceto Balsamico harika bir post girmiş bugün. 'Rijkaard'ın A Planı' başlığını atıp döktürmüş. Blog okumayı sevenler zaten pas geçmemişlerdir acetoyu; ama ne olur, ne olmaz bende burada yer vereyim bu güzel yazıya.
Edit: Aynı konuyla ilgili güzel bir yazı da Banu Yelkovan'ın kaleminden...Merak edenler buyursunlar...

Kırmızı Nokta


Aman hocam bu ne hal! Ali Kırca'ya mı özendin? Rusya'ya gelmişim bende ekmek isterim mi deyiverdin? Şaka bir yana akşam takımının da sahada bu denli agresif olması dileğiyle...