Perşembe, Eylül 10

Capello Farkı


Fotoğraf 2 sene önce Wembley'de oynanan İngiltere-Hırvatistan maçından. Maçı Hırvatistan 3-2 kazanmış ve İngiltere'yi Euro 2008'in dışına itmişti. Yağmurlu havada oynanan maç sonrasında İngiliz basını maçı kenardan elinden şemsiye ile izleyen Stewe McLaren'ı yerden yere vurmuştu.
Aradan iki sene geçti. McLaren gitti, Capello geldi. 2010 Dünya Şampiyona'sı elemelerinde yine Hırvatistan ile aynı gruba düşen İngiltere rakibini iki maçta da ezdi geçti. Hırvatistan'da 4 gol atarak kazanmışlardı, dün Wembley'de beşlediler. 'Gerard ile Lampard bir arada oynar mı?' tartışmaları Capello'nun gelişiyle son buldu. İngiltere dün bu ikilinin ayağından ikişer gol buldu.
Biz Şampiyona'da olmayacağımıza göre (erken mi konuşuyorum?) destekleyecek bir takım bulmak lazım. Dün ikinci yarıda izleyip beğendiğim İngiltere'yi tavsiye ederim.

Ego


" Hakemlerin hücumları da iyiydi. Girmeyince girmiyor. Hakem Portekiz'e gittiğinde 'Fatih Terim'i sahadan attım' şeklinde havasını atabilir "
Bu sözler tabii ki Fatih Terim'e ait. Ben bir Türk olarak G. Afrika'da olamayacağımıza ne kadar üzülüyorsam, bir futbolsever olarak Fatih Terim'i orada görmeyecek olmama bir o kadar seviniyorum.

Salı, Eylül 8

Eskilerden




One-Night Stand Ricası


Dün eve girdiğimde saat 22.00 idi. Milli takımın basket maçını izlemek için bir heves televizyonun başına geçtim. Basket topunu görsem bomba diye karakola götürmesem de karpuz diye kesme ihtimalim olduğunu belirteyim bu arada. Neyse maç gayet keyifli başladı. İyi ki yatmadım iyi maç oluyor diye aklımdan geçirirken 2. çeyreğin ortasında Tanjevic mola alınca zaplayıverdim Lig Tv'ye. Zapladığım gibi de kaldım. Galatasaray-Beşiktaş arasındaki oynanan son 9 yıldaki maçların özeti vardı. Benim basket ile flörtümü kıskanan futbol yapıvermişti cilvesini. Bende bilmem kaçıncı kez kapılıverdim cilvesine çocukluk aşkımın ve satıverdim basket maçını. İzledim sonuna kadar özetleri. Her maçı nerede, ne duygularla izlediğimi hatırlamaya çalışmakta en az golleri izlemek kadar keyifliydi.

Bak futbolcum senin uğruna ne yapmadık ki? Bu gece rahat bırak beni, Türkiye- Bulgaristan basket maçını izleyeyim. Bunca yıllık birlikteliğimiz var, izin ver basketbol ile one-night stand yapıvereyim.

Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar

Mehmet Topuz olayı yaşanalı ne kadar oldu ki şunun şurasında? Hiç mi ders alınmaz? Şimdi de transfer gündemini meşgul eden Sercan'ın babası çıkmış gereksiz açıklamalar yapmış. Bir yandan Rijkaard ile çalışmasını isterim diyor, sonra Türk kulüpleri ile işimiz bitmiştir hedef Avrupa diyor. Dün gece Futbolig programında konuşarak oğlunu en çok kendisinin yıprattığını farkeder umarım. Programın videosu burada.

Pazar, Eylül 6

Türkiye 4 Estonya 2


Estonya köy takımı değil, benim bu cümlem ise Estonya’yı üst düzey bir takım olarak görmemden değil. Disiplinli, dirençli, iyi kapanan vasat bir takım. Biz ise harika bir kadrosu olan, sürekli hücum düşenen ve bireysel yetenekleri üst düzey olan iyi bir takımız ve 2010 Dünya şampiyonasında yer almalıyız.

Her şeyi geçerim. Volkan’ı, Gökhan’ı, müthiş oynayan Emre’yi, Hamit’i, Tuncay’ı, genç yetenek Sercan’ı bile ama Arda’yı geçemem. Bu çocuk o kupada olmalı. İlk golde topun üstünde atlayıp rakip savunmaya feyk atarak asist yaptı, ikinci golde acaip işler yapıp golü attırdı, üçüncü golde ise bidikliğine aldırmadan kornerden gelen topa kafayı çaktı. Bu formuyla kulüp ya da Milli takım farketmez dünyanın her takımında oynar rahatlıkla. Arda güzellemesini bırakıp maça geçeyim.

Aklımda kalanlar;

- Tuncay müthiş oynadı. İki golü birbirinden klastı. Stoke City’e gittiğine bir kez daha üzüldüm bu gece.
- Emre, Fenerbahçe’deki güzel oyununu milli takıma da taşıdı. Kısa driplinglerle adam eksiltip olumlu yere pas atıyor. Özellikle ilk yarıda etkiliydi.
- Gökhan-Kazım ikilisi sağda çok etkisizdi. Hele de Kazım. Tüm maç Gökhan’ın önünü tıkadı, adeta marke etti.
- Sercan bu oyunu biliyor. Eli ayağı çabuk, adam eksiltebiliyor, dribling yapıyor, en önemlisi buldu mu affetmiyor , atıyor. Her tarafı futbol kokuyor.
- Fatih Terim, geçtiğimiz haftaki ManU-Arsenal maçında yorumcuydu ve maç boyunca hakemin kararlarına saygılı tepki veren taraftarları, oyuncuları, teknik adamları övüp durdu. Peki bugün ne yaptı? Yediğimiz ilk gol sonrasında abartılı tepkiler verip, 4. hakemle didişti. Bu işlere girip 1 hafta önce yaptığın yorumla çelişmeye ve antipatik görüntüler sergilmeye ne gerek var hoca?

4 soru 4 cevap


Erdem Kabadayı, FourFourTwo’nun eylül sayısı için Semih ile güzel bir röportaj yapmış. İlgimi çeken 4 soru cevabı buraya taşıyorum. Fazlasını isteyen markete buyursun.


Milli takımın bir numaralı golcüsü olmana rağmen Fenerbahçe 11’inde yerin hala o kadar garanti değil. Zico Kezman’a senden daha çok şans verdi; Daum’un da tek santrfor oynatması ve Guiza’yı tercih etmesi bekleniyor. Guiza dönmeseydi hemen yeni bir forvet transfer edilecekti. Neden hep böyle oluyor ? Teknik direktörlerinle bu konuda konuşuyor musun? Nedenlerini sana nasıl anlatıyorlar?


Gol kralı oldum, Avrupa Şampiyonası’nda başarılı maçlar çıkardım ama yine bu durum karşıma çıkıyor. Gazeteciler, yorumcular bana “genç Semih” dedikçe onları okuyan ya da dinleyen insanların aklında benimle ilgili genç, yani yeteri kadar iyi değil, daha üst seviyeye gelmemiş bir futbolcu imajı oluşuyor. Tabii ki genç olmak, genç kalmak güzel bir şey ama insanlar sizi tecrübesiz olarak kabullenince değil! Bugüne kadar bir sezonda 302un üzerinde maç yapmadım,iddia ediyorum bu şansı bulsam çok daha fazla gol atarım!

Zico’nun ilk yılında ligde çok fazla şans bulamadın ve 18 maçta 1 golle oynayabildin. Oysa kupada 7’de 7 yapmıştın. O günlerde ligde oynamak için Zico’dan daha fazla şans istiyor muydun?


Hiçbir zaman, hiçbir teknik direktörüme beni neden oynatmadığını sormadım. Bu benim karakterime yakışmaz. Her zaman idmanlarda, oynayabilecek kapasitede olduğumu ispatlamaya çalıştım. Bu yıl çok daha fazla şans bulacağım konusunda ümitliyim. Neden Kezman ya da Guiza değil de ben Fenerbahçe’nin ilk 11’inin golcüsü değilim bilemiyorum. Bunları yaşamamın en büyük nedeni altyapıdan gelen bir futbolcu olmamdır. Eğer kulüp dışından, bonservisine büyük paralar verilerek transfer edilseydim çok daha fazla şansa sahip olurdum.

Şu an Fenerbahçe altyapısında en beğendiğin oyuncu kim?


Altı tıldan beri A takıma altyapıdan oyuncu gelmedi. Sadece Özgür Çek vardı, onu da Özer Hurmacı’nın transferinda Ankaraspor’a verdiler. Ondan çok ümitliydim, neden gönderdiler anlayamadım. Gönderilmesine şaşırdım. Sol açıkta oynuyordu ve çok yetenekliydi. Ankaraspor’da onu sürekli oynatırlarsa, üç büyükler birkaç sene sonra Özgür’ü alır.


Futbolla ilgili aldığın en önemli tavsiye nedir?


Şu an Beşiktaş’ta oynayan Yusuf ağabeyin, yusuf Şimsek’in söylediği “ister malzemeci, ister masör ol, ne yap et, Fenerbahçe’de kal!” tavsiyesini hiç unutmuyorum.