Kapatıyorum dükkânı. Nakitsizlikten değil, vakitsizlikten. Biraz da üşengeçlikten tabii. 3 küsur aydır takılıyorum bu adreste. İzleyicilere, ziyaretçilere ve takipçilere selam olsun. Asma kilidin şifresi bende.. Gün olur devran dönerse açıveririz dükkânı.
Çarşamba, Ekim 21
Allahaısmarladık
Kapatıyorum dükkânı. Nakitsizlikten değil, vakitsizlikten. Biraz da üşengeçlikten tabii. 3 küsur aydır takılıyorum bu adreste. İzleyicilere, ziyaretçilere ve takipçilere selam olsun. Asma kilidin şifresi bende.. Gün olur devran dönerse açıveririz dükkânı.
Garrincha Garrarincha

Bugünlerde okumakta olduğum bir kitap, kafamda ‘fictious’ bir sorunun uyanmasına sebep oldu. “Pele and his times” adlı biyografiyi okurken geçmişe doğru bir yolculuk yapmadan edemedim. Bugun bu kitap yerine başka bir yıldız Garrincha’nın hayatını okuyor olabilirdim. Pele ile beraber 1958,1962 ve 1966 Dünya Kupaları’nda oynamış, ilk ikisinde turnuvanın kazanılmasında en büyük pay sahibi olan- zaten 1962’de Şili’de Pelé sakatlandığı için turnuvanın çoğunu onun yedeği Amarildo ile oynadı Brezilya- bu eşsiz yetenek tüm gençlere örnek olacak dramatik bir sonla bu sahneyi terk-i diyar etti ve bizi zor bir ikilemin içinde bıraktı.
FIFA’nın Pelé’den sonraki en büyük Brezilyalı olarak ilan ettiği , büyük futbol tarihçileri tarafından en az Pelé kadar büyük kabul edilen ve en önemlisi Pelé’nin dahi benden büyük futbolcuydu dediği Garrincha, Brezilya milli takımı ile 1955-1966 yılları arasında çıktığı 50 maçta (bugune kıyasla çok komik bir rakam) sadece 1 maç o da ’66 Dünya Kupası’nda Macaristan’a kaybetti.
Döneminin, Cristiano Ronaldo ve David Beckham gibi en popüler figürü olan Garrincha’nın özel hayatında yaşadığı sorunlar onun dramatik sonunu hazırladı. Hesaplanabilen çocuk adedi en az 14 olan bu yetenek 1983 yılında sirozdan öldüğünde futbol sahnesinde değeri tam anlaşılamayan bir yıldız daha kaymış oldu.
Çağdaşı olan Pelé gibi sadece futbola focus bir hayat yaşasaydı, bugün Maradona ile kavga eden , kredi kartı reklamlarına çıkan, ülkesinde bakanlık yapan, spor elçisi olarak ülkesine bir Dünya Kupası ve Olimpiyat ev sahipliği kazandıran kişi belki de o olacaktı, ama biz bunun cevabını hiçbir zaman net olarak veremeyeceğiz.
Aslında bu hikaye kendine iç ve dış çevresiyle futbol tarzı olarak C.Ronaldo, Ronaldinho’yu seçmek ile Messi’yi seçmek arasında gidip gelen genç nesile örnek olabilecek bir dramdır. İlkini seçenler için ‘Bu adam hangi gezegenden acaba?’ diye manşetler atılırken; diğerinin ise sadece futbolu ve o noktaya nasıl geldiği konuşulur. Sizce hangisi daha uzun konuşulur?
Genç yeteneklerin- kaderlerini belirleyecek- bu seçimlerini çok iyi yapmaları, iyi yönlendirilmeleri, öngörülü insanları yanlarından ayırmamaları gerekir. Bizim işte bu çocuklara ve gençlere futbolun bu yönünü öğretecek adamlara ihtiyacımız var, bir A Milli takım antrenöründen ziyade. Bu çocuklar şunu bilmeli, en üst seviyede oynadıkları 10 sene boyunca ‘garrincha garrarincha’ deseler, bunun meyvesini bol bol yerler ileriki hayatlarında.
FIFA’nın Pelé’den sonraki en büyük Brezilyalı olarak ilan ettiği , büyük futbol tarihçileri tarafından en az Pelé kadar büyük kabul edilen ve en önemlisi Pelé’nin dahi benden büyük futbolcuydu dediği Garrincha, Brezilya milli takımı ile 1955-1966 yılları arasında çıktığı 50 maçta (bugune kıyasla çok komik bir rakam) sadece 1 maç o da ’66 Dünya Kupası’nda Macaristan’a kaybetti.
Döneminin, Cristiano Ronaldo ve David Beckham gibi en popüler figürü olan Garrincha’nın özel hayatında yaşadığı sorunlar onun dramatik sonunu hazırladı. Hesaplanabilen çocuk adedi en az 14 olan bu yetenek 1983 yılında sirozdan öldüğünde futbol sahnesinde değeri tam anlaşılamayan bir yıldız daha kaymış oldu.
Çağdaşı olan Pelé gibi sadece futbola focus bir hayat yaşasaydı, bugün Maradona ile kavga eden , kredi kartı reklamlarına çıkan, ülkesinde bakanlık yapan, spor elçisi olarak ülkesine bir Dünya Kupası ve Olimpiyat ev sahipliği kazandıran kişi belki de o olacaktı, ama biz bunun cevabını hiçbir zaman net olarak veremeyeceğiz.
Aslında bu hikaye kendine iç ve dış çevresiyle futbol tarzı olarak C.Ronaldo, Ronaldinho’yu seçmek ile Messi’yi seçmek arasında gidip gelen genç nesile örnek olabilecek bir dramdır. İlkini seçenler için ‘Bu adam hangi gezegenden acaba?’ diye manşetler atılırken; diğerinin ise sadece futbolu ve o noktaya nasıl geldiği konuşulur. Sizce hangisi daha uzun konuşulur?
Genç yeteneklerin- kaderlerini belirleyecek- bu seçimlerini çok iyi yapmaları, iyi yönlendirilmeleri, öngörülü insanları yanlarından ayırmamaları gerekir. Bizim işte bu çocuklara ve gençlere futbolun bu yönünü öğretecek adamlara ihtiyacımız var, bir A Milli takım antrenöründen ziyade. Bu çocuklar şunu bilmeli, en üst seviyede oynadıkları 10 sene boyunca ‘garrincha garrarincha’ deseler, bunun meyvesini bol bol yerler ileriki hayatlarında.
Osman Çetin
Salı, Ekim 20
Cuma, Ekim 16
Alıntı
"İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir."Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
Perşembe, Ekim 15
Fantezi

Son 10-15 yılı baz alarak bir Milli Takım yaptım. Hepsinin de aynı jenerasyon olduğunu farz ettim. Ortaya aşağıdaki takım çıktı;
Kaleci : Rüştü
Sağ Bek : Gökhan Gönül
Stoperler : Alpay - Bülent
Sol Bek : Abdullah Ercan
Sağ Açık : Hamit Altıntop
Orta Göbek : Aurelio - Tugay
Sol Açık : Arda
Forvet Hattı: Sergen - Hakan
Diziliş: 4-4-1-1
Teknik Direktör : Mustafa Denizli
Federasyon Başkanı : Haluk Ulusoy Dışında Biri!
Çarşamba, Ekim 14
Messi vs. Lugano
Uruguay-Arjantin maçını, bu gece saat 01.00'de Ntv naklen yayınlıyor. Yarın iş güç olmasa da izleyebilseydik şu maçı. Arjantin, Uruguay'ın bir puan ve bir sıra önünde yer alıyor eleme grubunda. Bu gece bir puan alsalar dahi Dünya Kupası'na direk gitme hakkı kazanacaklar. Biz futbolseverler de Messi'yi bu platformda izleme hakkı kazanacağız. Tabii Lugano, Messi'nin ayağını eline verip yedi düvelin bedduasına talip olmazsa! Aralarında tarihi bir rekabet bulunan iki ülkenin başkentini, Buenos Aires ile Montevideo'yu 'Rio de la Plata Nehri' ayırıyor. Bu nedenle iki ülkede de adını bu nehirden almış olan River Plate takımı bulunuyor. Bence, Uruguay-Arjantin rekabeti bir nevi bizim buralardaki Karşıyaka-Göztepe derbisini andırıyor.
İki ülke arasındaki tarihi bir maçtan bahsetmeden bitirmeyelim bu postu ve 1930'da Uruguay'da oynanan Dünya Kupası finaline uzanalım. Arjantin'de, Uruguay'da finali kendi topları ile oynamak isterler. Pratik çözüm hemencecik bulunur, her iki yarı ayrı topla oynanacaktır. İlk yarı Uruguay'ın topuyla oynanır ve evsahibi devreyi 2-1 önde kapatır. İkinci yarı ise Arjantin topuyla çoşup, 3 gol bulup kupayı kucaklayıverir. O günden evveline dayanan rekabet ise biraz daha körüklenerek bugünlere gelir.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



